Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Amrabat, Melo Ve Galatasaray (Erhan Göçmen)

kategorisinde, 22 Kas 2012 - 20:02 tarihinde yayınlandı

Avrupa Şampiyonlar ligi müsabakalarına baktığımızda başarı için öne çıkan tek şeyin iyi mücadele ile beraber sürdürülen yüksek tempo olduğunu sanırım dün akşam Galatasaray-Mancester United arasındaki izlediğimiz maçla bir kere daha öğrenmiş olduk.
Aslında kendi aramızdaki maçlara baktığımızda tempoyu yakalama ve de sürdürme konusunda epey gerilerde kaldığımızı hepimizin iyi bildiğini düşünüyorum. Özellikle son oynadığımız milli maçlarımızda da olduğu gibi bu konu daha bir belirginleşiyor. Ne çabuk çıkmayı becerebiliyoruz ne de çabuk bir şekilde geriye gelip defans kurgumuzu teşkil etmeyi başarabiliyoruz.
Meselenin aslında alt yapı bilgisinin yanı sıra güce de bağlı bir konu olduğunun altını çizerek konuyu Galatasaray maçımıza getirmek istiyorum. Bu arada bir de galibiyeti küçümsemek gayesiyle M.U. takımının buraya yedek kadrosuyla geldiğini söyleyenler var ki gülmemek elde değil. İyi de bu takım dünyanın kabul ettiği bir takım yani yedeği ile gelse ne olur as oyuncuları ile gelse ne değişebilir ki? Mesele aslında onların yedeği ve ası ile nasıl oynayacağı meselesi değildir, mesele bizim iyi oynamamızla ilgili bir konudur. İyi oynadık ve kazandık yani mesele bitmiştir artık. Gerisi laf salatasıdır..
Burada bütün meselenin ben rakibimiz kadar oyuna asılmamız ile rakip kadar çabuk olmamız olduğunu düşünüyorum. Örneğin Amrabat’ın maç boyu bulunduğu koridorda topa bağlı olarak bir ileri bir geri nasıl koştuğunu, kademelerde hiç hata yapmadan hep görevinin başında olduğunu, top GS.’da olduğunda da nasıl ileri çıkarak forveti nasıl çoğalttığını hep gördük.
Ve Melo. Her iki ceza alanı arasındaki alanları doldurmada, top GS’da olunca devamlı olarak kendisini göstererek sorumluluklar aldığını, top rakibe geçince de hemen kademeye girdiğini ve defansı güçlendirdiğini ve sonuçta sanki ilk defa Melo gibi oynadığına tanık olduk.
Sonuç olarak Galatasaray gibi Türk futbolun güzide takımlarından birisinin Avrupa’da başarı kazanması önemlidir. Bu sadece Galatasaray için değil Avrupa’da oynayan tüm takımlarımız içinde geçerli olup hangi takımımız olursa olsun alkışlamamız gereken bir başarı olarak görülmelidir.
Alkışlar Galatasaray’a diyoruz ve aynı dileklerimizi bu akşam Fransa’da oynayacak Fenerbahçemiz içinde diliyoruz.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz