Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Altyapılarda Skor Önemli Olmamalı

, kategorisinde, 13 Kas 2012 - 19:52 tarihinde yayınlandı

Biliyoruz ki Türk futbolu olarak son yıllarda olağanüstü bir zayıflığımız söz konusu. Gerek milli takımlar gerekse kulüp takımları seviyesinde olsun baktığımız zaman modern futbol adına oraya koyduğumuz futbol pek de iç açıcı görülmüyor.
Elbette bu konuda çok sebepler ortaya konabilir ama ben bizim ülkemizde olağanüstü sevide bir alt yapı sorunu olduğunu gözlemliyorum. Bakınız bu konuda başta eğitim olmak üzere araç, gereç ve saha yetersizliklerini bir yana bırakarak bence içlerinde belki de en önemli gördüğüm bir saptamaya bu yazımla değinmek istiyorum.
İster 10 isterse 15 yaş grubu gibi hangi U- takımımız olursa olsun maalesef sahaya çıkarılan hemen hemen tüm genç takımlarımızda skora dönük bir koşullandırma isteği göze çarpmakta. Bakınız bu konuda esas meselenin futbolcu yetiştirmek meselesi olduğuna göre bizler niye mutlaka galibiyet parolası ile çocuklarımızı sahalara çıkarıyoruz ki? Önce belli bir süre eğitimi yaptıralım sonra yaptırdığımız bu eğitimin sonuçlarını sahalara çıkardığımız çocuklarımızda arayalım gibi bir çağdaş eğitimi neden düşünemiyoruz acaba?.
Ve uygulamalarımıza baktığımız da daha bir iki aylık futbol eğitimi sonrası takım kurup forma verdiğimiz çocuklarımızdan daha işin en başlarında, sanki çok şeyler vermiş gibi hemen galibiyet peşinde koşmalarını istiyor ve de bekliyoruz gibi durumlar sergiliyoruz.
Düşünebiliyor musunuz, daha 12-13 yaşında olup içinde sadece top oynamak sevgisi olan ama takım oyunundan, yardımlaşmalardan, kurallardan ve daha birçok futbol bilgisiyle yeni yeni tanışan çocuklarımızdan sahalarda hemen galibiyetler bekliyoruz.
Onları sahalarda izlerken üzülerek izliyorum. Hele hele bir de hata yaptıkça kenardan çocuklarımıza bağıran, azarlayanlarımızı gördükçe düşünce olarak hala 1950’li yıllarda olduğumuzu anlıyorum.
Ne demek istediğime gelince; Bir kere bağırmakla, azarlamakla eğitim olmaz, bunu özellikle belirtmek isterim. Oynanan U- serisi maçlara bakıyorum inanılmaz şekilde kenarlardan azarlama sesleri işitiyorum. Bakınız eğer öğrencinin saha da bir kusuru varsa büyük oranda bu kusur başta eğitimciye ait olması gerekiyor. Yani sen topun nasıl kullanılacağını iyi bir şekilde gösteremiyorsan veya sahada nasıl organize olunacak konusu iyi bir şekilde anlatılamıyorsanız o küçücük çocuklarda bunları sahada uygulamakta zorlanacaklardır. Futbol bilimi diğer bilim kollarında olduğu gibi hele hele bir de yöneticilik yapacaksanız önce eğitmenlik üzerine hocalarımızın bir eğitim almasını sonrasında da nazari futbol, pratik futbol, fiziki eğitimler, takım oyunu eğitimi, arkadaşlıklar, sağlık, beslenme gibi gerekli olduğunu düşündüğüm birçok konunun bir okul eğitimi düzeni içinde verilmesi gerektiğini özellikle belirtmek isterim. Konuyu fazla detaylandırmadan kısa keserek şimdi daha önemli bir konuya değinmek istiyorum.
Gelin, 13-14 yaşlarında olan bir çocuğumuzu ele alalım ve onun bir alt yapıda çalıştırıldığını farz ve kabul edelim. Hadi 2-3 ay eğitim aldığını kabul ederek u-14 maçına çıkacağını düşünelim. Bakın işimdi ne olacak?
1. Kulüp yönetenler olarak hemen daha ilk maç öncesinde, aman ha iyi oynayın, şampiyon olacağız isteklerini duymaya başlarız.
2. Sonra bakıyoruz ilk bir iki maç alındıysa hem çocuklarımız hem de hoca ve yöneticilerimiz bu kez galibiyet parolası ile idmanlara ve maçlara çıkmaya başlıyorlar..
3. Sonra bakıyoruz çocuklarımıza, kulakları hep kenarda hocalarının bağırma ve azarlamalarına takılmakta olduğunu gözlemliyoruz. Bu durumla beraber;
a. Bir kere topa olan dikkatleri dağılıyor.
b. Hocasından korkması ve çekinmesi sonrası bırakınız rahat bir oyun oynamayı normal kabiliyetini dahi gösteremeyecek strese giriyorlar bu kez.
c. Ve beyin artık devamlı olarak kenarda kalacağında artık ayaklara değil bir müddet sonra kulaklara emir vermeye başlayarak (hocam ne diyecek, bağırıyor mu, ne yapmalıyım gibi yönlendirmeleri dinlemek ve de özellikle kaçırmamak için dikkatini oyundan daha çok hocalarına vereceklerdir) gelişi güzel bir futbol oynamanın da farkında olmadan önü açılmış olacaktır..
d. Basit soruyorum şimdi. Sizler bir küçücük top eğitimi alan çocuk olsanız ve de oynadığınız maç 0-0 devam ediyor olsa ve maçın ikin yarısında olsanız, sadece gol atmayı mı düşünürsünüz, yoksa öğrendiğiniz bilgileri nasıl sahaya ve de arkadaşlarıma yansıtabilirim bunun rahatlığı içinde mi olursunuz?
Sonuç ta bırakalım kabiliyetleri geliştirmeyi çocuklar üzerinde farkında olmadan yarattığımız baskılar nedeniyle mevcut yeteneklerinin bile durakladığını ve hatta gerilere bile gittiğini maalesef göremiyoruz.
Daha da üzücü olanı söyleyeyim isterseniz. Bir de bu genç takımlarımızın maçlarını kazanması için üst takımlarda iyi oynayan yaşı tutan gençlerin alt takımlarda da oynatılması konusu var ki tamamen yanlış ve de takımın diğer futbolcuları için bir öz güven kaybına
(bakın, ben geliyorum siz kazanıyorsunuz veya ben varsam sizlerde varsınız gibi) sebep olabilecek türden bir uygulama olması nedeniyle üzerinde iyi düşünülmesi gerektiğini söylüyorum.
Devam edecek…..

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz

twitter porno twitter porno yücel ışık