Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

“Allah’ın Kuruşu”

kategorisinde, 19 May 2013 - 20:57 tarihinde yayınlandı

Touch oneGERİLERE gidersek, yazımın birinde bazı yazıları beğeniriz, bazılarını alkışları ve de bazılarına ‘şapka çıkartılır’ diye belirtmiştim…

Gerçekten de köye yazılarını her kese beğendiremezsiniz…

Okuyucu kendisinden olmayan bir konuya itibar etmez, gözünün ucuyla okur gibi yapar ama okumaz…

Ancak bazı yazılar vardır ki, döner döner okursunuz…

Bu yazı da yerine cuk oturmuş” dersiniz…

Yazılarına ‘sapka çıkarttığım’ yazarlardan birisi de Ege Cansen…

Hürriyet Gazetesi’nde ekonomi üzerine haftada iki gün yazıları yayınlanır…

Koç Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyesi’dir

1938 yılında Ankara’da doğdu. Liseyi İzmit Lisesi’nde, Üniversiteyi ise ODTÜ İdari Bilimler Fakültesi İşletmecilik Bölümü’nde tamamlamıştır. 1961’de şeref mezunu olarak tamamladığı üniversite eğitiminin ardından Amerika’da, Wharton School’dan MBA derecesi almıştır.

Türk sanayine yaptığı katkılardan ötürü, 1991 yılında ODTÜ’den takdir ödülü,MÜSİAD tarafından da 2001 yılında düzenlenen Ekonomi Basını Ödülleri çerçevesinde YılınYazarı seçilmiştir.

 

* * *

GÜNLÜK olayları değil, her olaya uyarlanabilecek temel ekonomik ilkeleri okuyucularına anlatıyor…

Anlattığı ilkenin unutulmaması için de yazısının sonuna ‘‘son söz’’ ekliyor.
Onun yazdığı sayfayı açar açmaz yazısının önce son sözüne bakmanızı öneririm…

Daha sonra başa dönüp okumaya başlarsanız daha iyi özümlersiniz, ben öyle yapıyorum..

Ekonomi yönünü değil de biraz da hiciv katarak anlatım tarzını seviyorum…
Okuduğum her yazısı bana farklı bir bakış açısı sunar.
Bazı yazılarının ‘son sözünü’ alıp çalışma odanızın duvarına asmak bile istersiniz…

‘‘Mevduat sermaye değildir’’
‘‘Şirketlerinin batmasına izin vermeyen sistemin kendisi batmaya müstahaktır’’
‘‘Sen değişmezsen, ben değişmezsem, nasıl çıkar Derviş bu işin içinden’’
‘‘Bizim sorunumuzu, sen-ben değil, ancak biz çözeriz’’ gibi…

* * *

ALLAH’IN KURUŞU”

SAYIN Başbakan belli zamanlarda “Allahı’ın Kuruşu” diye bir terim kullanıyor. Ben Allah’ın kulu veya “tek bir Allah’ın kulu çıkmadı” tabirlerini bilir ve kullanırdım.

Ama “Allah’ın Kuruşu” deyimini bilmiyordum. Demek ki varmış…

Allah ve kuruş kelimelerinin bir anda kullanılmasını doğru bulmadım. Sayın Başbakan, “Allah’ın Kuruşu” tabirin, devleti külfet altına sokmadan yararlı işler yaptık veya biz bu yatırımı “bedavaya getirdik” bağlamında kullanıyor.

Acaba devlet veya herhangi bir kişi, başkalarına bedava iş yaptırabilir mi?

ÖZELLEŞTİRME VE SERBESTLEŞTİRME

Özelleştirme, devletin malik ve müteşebbisi olduğu, rekabete açık bir işi/işletmeyi özel kişilere bir bedel karşılığında satmasıdır. Hatta zarardan kurtulmak için bedavaya da verebilir. Çünkü zarardan kurtulmak da bir kazançtır. Özelleştirmede, yeni sahibin, üretime ve istihdama devam etmesi esastır. Yeni malikin işletmeyi kapatıp, arsasına inşaat yapması, özelleştirme değildir. Bu bir kamu arsasının imar rantının özel kişilere peşkeş çekilmesidir. Buna engel olmak için, “arsasız özelleştirme” yöntemini önermiştim.

ALACAĞINDAN VEZGAÇMEK, ÖDEME YAPMAKTIR

Devletin, bütçe gelirlerinden doğrudan pay ayırmadan veya kamu borcu yaratmadan kamusal bir yatırımı özel bir şirkete yaptırmasında hicbir yanlışlık yoktur.

Ben de “Yap-İşlet-Devret” metodunu, hem ekonomik v hem de yönetimi kolay bir yatırım yöntemi olarak görüyorum. Ala “tek bir Allah’ın kuruşu” harcamadan bedavaya iş yaptırmak değildir.

Söz konusu olan yeni havalimanını inşa edecek girişimcilere “25 yıl boyunca alması gerekengelirleri” devretmektir. Çok açık ki; “Gelirden vazgecmek, ödeme yapmaktır”.

YENİ HAVALİMANI FELAKET PAHALI BİR PROJEDİR

Marmaray, Metro, deniz ve kara yollarıyla bağlantılı en az 3 miyar dolara çıkmış Atatürk havalimanı yıkılacaktır. Bu bir milli servet tahribidir. Alt yapısı bitmiş Sabiha Havalimanının verimi düşecektir. Üstelik yeni havalimanı, yerinin sapalığı yönünden özellikle Anadolu’daki kentlerden gelecek yolculara ilave ulaştırma maliyeti yaratacaktır.

1-2 milyar dolarlık yatırımla İstanbul havalimanları yılda100 milyon yolcuya hizmet edebilir. Aynı gelir sağlanabilir. Fazladan 7-8 milyar Euro’luk bir borç, milletin sırtına binen bir yük olacaktır.

Son Söz: Hesap, etkilediği her şeyi kapsamaktadır.

Ege CANSEN.

 

Saygıyla, sağlıkla, seviyle kalın…

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz