UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,48 / Satış: 3,50
€ EURO → Alış: 4,17 / Satış: 4,19

BANDIRMA BEKLİYOR…!

BANDIRMA BEKLİYOR…!
  • 08.06.2017

 

Mart 2014 yerel seçimlerinin üzerinden üç yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın büyükşehir belediyesi ile Bandırma belediye yönetimleri arasında ‘yıldız’ hiç barışmadı…
Kamuoyu ve okurlarımız doğal olarak şöyle düşünebilir: Nasıl barışık olacak ki, biri CHP’li diğeri AK Partili…!?
Oysa ki, büyükşehir belediye başkanı Edip Uğur ile Bandırma belediye başkanı Mirza’yı iyi kötü bilenler ve tanıyanlar, özellikle iki başkanın karşılıklı ilişki ve görüşmelerinde hizmet ve yatırım amaçlı hemen her konuda ortak bir nokta da anlaştıklarını bilirler. Aralarındaki yaş ve kuşak farkına karşın karşılıklı saygı ve hoşgörü temelinde bugüne gelen iki yerel yönetici arasındaki ilişkinin hiç sorunsuz ve sıkıntısız geçtiğini de söyleyebilmek de mümkün değil.
Ancak, bu ilişki düzleminde Uğur’un bilgi birikimi ve deneyim açısından birkaç adım önde olduğunu söylemek mümkün. Ki, bu da doğal… Biri 60’lı yılların siyasi ve sosyal hareketliliğinden, diğeri 70’li yılların siyasi ve sosyal hareketliliğinden süzülüp günümüze ve o makamlara geliyor.
Kuşkusuz, bu bir şey ama her şey anlamını da taşımıyor. Çünkü, her ikisinin de yaşamlarında siyasal açıdan beslendikleri pınar, dünya görüşleri ve yaşam felsefeleri bambaşka… Bu durum, yine doğal olarak, iki farklı siyaset kimliği ve kişiliğini ve iki farklı yerel yönetici prototipini ortaya çıkartıyor.
BAŞKANLARIN DÜNYASINI ANLAMAK…!
Örneğin, Uğur, siyaset ve yöneticilikte adeta bir sabır küpü. Fevri çıkışlardan ve hareketlerden şiddetle kaçınıyor. İlişkilerinde saygı ve hoşgörüyü gözetiyor. Laf cambazlığını, tembelliği ve mazeretçiliği, sızıldanmacılığı sevmiyor. İş yaşamından gelmiş olmanın büyük etkisiyle girişken , sonuca kitlenmeyi ve önündeki işi bir an önce bitirmenin sürekli arayışını ve heyecanını taşıyor. Bir anlamda zamanın hoyratça tüketilmesinden, makamların hizmet dışında farklı kaygılarla doldurulmuş olmasından nefret ediyor.
Mart 2014 yerel seçimlerinden bugüne büyükşehir ve büyükşehir belediye başkanlığını kentin tarihinde, siyasal ve sosyal yaşamında ilk kazanan parti AK Parti ve adayı Ahmet Edip Uğur oldu.
Ben, 2014 Mart yerel seçimleri öncesinden başlayarak Uğur’un bir anlamda tüm siyasi kariyerini bir yana bırakarak kentine yüzünü dönüp, şahsı için risk olarak değerlendirilebilecek büyükşehir belediye başkan adaylığını kabul etmesi ve seçimleri kazanarak sandıktan başarıyla çıkması sürecinin hala büyükşehir kamuoyunda ve basınında layıkıyla sorgulanıp, yorumlanıp, anlaşılabildiğini sanmıyorum.
Koltuk, makam ve mevkii için mi döndü?
Hayır…!
Büyükşehir belediye başkanlığıyla şahsı ve yakınlarına yarar sağlamak ya da kasasını doldurmak için mi döndü?
Hayır…!
Ya da ticari ve siyasi yaşamımda ellemediğim makam, sahiplenmediğim mevki kalmadı, bir de büyükşehir belediye başkanlığına oturarak kişisel ve siyasi hırslarımı, egomu tatmin edeyim diye mi düşündü?
Hayır…!
Çünkü, o makamların ağırlığını bilen kişiyi bağlasanız o makamlara talip olmaz, durmaz…!
O zaman Uğur’un siyaset ve hizmet anlayışına, yaşam felsefesine yönelmek, anlamak ya da çözmek gerektiğine inanıyorum. Başkan Uğur’un bu dünyasını anlayabilmek için TV 100’de sunduğumuz ‘Basın Ekspres’ programlarına konuk ettiğimiz zamanlar özellikle program aralarında Aziz Han ile birlikte kendisini ve dünyasını nasıl didiklediğimizi anımsıyorum.
ŞEHR-İ EMİNLER VE ŞEHİRLER…!
Önceki yazılarımda da birçok kez vurguladığım gibi, aslında hangi siyasi partiden aday olmuş ya da seçilmiş olursa olsun, hiçbir belediye başkanı sorumlusu olduğum kente kötülük yapayım, soyup soğana çevireyim diye yola çıkmaz. Bu Uğur için de Mirza için de, diğer tüm yerel yöneticiler için de geçerli bir kural ve olaydır. Bulunduğunuz mevkide ve görev süreniz içerisinde eksik veya yanlış yapabilirsiniz. Şehr-i Emin’i olduğunuz kentte hizmet ve yatırımlar konusunda başarısız olabilirsiniz. Beş hizmet yılınız ilgili yerleşke için boşa geçirilmiş bir beş yıl olarak da kabul edilebilir.
Demokrasilerde seçilmişler hizmet dönemleri bittiği gün partilerinde ve yeniden aday olmayı başarmışlar ise sandıkta ektikleri ne ise onu biçerler. Partilisinin ve seçmenin önüne gelmekten, sandıktan kaçış ve kurtuluşları yoktur!
Bandırma’da 2014 yerel seçimlerinden bugüne büyükşehirle ilgili toplum bazında farklı sorun ve sıkıntılar yaşanıyor. Kuşkusuz, bu durumun çok farklı nedenleri var. Örneğin, 50’li yıllardan bugüne vilayet olabilmek için yanmış tutuşmuş, bu özlemi nedeniyle yıllarca siyasi partiler ve liderlerince oy için tepe tepe kullanılıp, suiistimal edilmiş bir kentten söz ediyoruz.
‘10,5’ tabiri bu yıllanmış özlemin en doğal dışa vurumudur…!
BANDIRMA’YI ANLAMAK..!
Kentin toplumsal psikolojisi ve bu psikolojinin siyaseten ya da makam mevkii için sürekli istismar edilmesinin sonucudur ki bugünden yarına bu psikolojinin pozitif açıdan gerçekçi bir zemine oturabilmesi çok yönlü bir çabayı zorunlu kılıyor. Çünkü, Bandırma, hala kentsel bir hakkın gasp edildiğine inanıyor. Geleneksel siyaset anlayışı ve siyasetçi prototipi de bu ‘krizi’ derinleştirip, hala siyaseten nemalanmanın arayışını sergiliyor, her fırsatta bu durumu kaşıyor…
Örneğin, üç yılı aşkın bir zamandır büyükşehir ile Bandırma belediyesi arasında yaşanan ve kamuoyuna yansıyan kimi tartışmaları bir düşünün. En başta yetki paylaşımı olmak üzere su ücretleri, toplu taşıma, cadde ve sokaklarda yaşanan kazılar ve satıh kaplamaları, Port of Rotterdam Projesi, Tematik Park Projesi, sahil dolgu alanlarının büyükşehire devri, vb. bir dizi sorun ve sıkıntı…
Gerçekten büyükşehir ya da Bandırma bu sorun ya da sıkıntıların neresinde? Peki, büyükşehir belediye başkanı Uğur ve Bandırma belediye başkanı Mirza tam neresinde…?
Kimsenin pek hesaba katmadığı, ya da görüp de görmekten imtina ettiği bir olay daha var. Büyükşehire giden ya da basını takip eden her Bandırmalı, son üç yıldır büyükşehirde gerçekleştirilen hizmet ve yatırımları gördüğü zaman, şu soruyu soruyor: Bandırma’ya hizmet ve yatırımlarda sıra ne zaman gelecek?
Kısacası, Bandırma, büyükşehrin gölgesinden ve yapay tartışmalardan öte öngörülen hizmet ve yatırımların bir an önce gerçekleşmesini bekliyor ve istiyor!
Bu da doğal değil mi?

Engin Arıcan
Esen kalın…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ