UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,56 / Satış: 3,57
€ EURO → Alış: 3,88 / Satış: 3,89

“ÇOK ÇİLE ÇEKTİK ÇOOK…!”

“ÇOK ÇİLE ÇEKTİK ÇOOK…!”
  • 16.03.2017

Bu satırlar 102 yıl önce bugünler de önce Çanakkale’de sonra Muş ve bilahare Şam dolaylarında vatan müdafaası için görevlendirilen Çanakkale’nin Haliloğlu köyünden Halil Koç’a aittir. Bu yazı aslında 14 Mart 2003 tarihinde yani bundan tam onüç yıl önce yine bir 18 Mart haftası içinde İlk haber gazetesinde Çanakkale Şehitlerimizi Anma adına yazılmış bir anı yazıydı.

Bu gün iletişim olarak paylaşım olanaklarımızın daha büyük olduğunu düşünerek bir kez daha yazmak gereğini düşündüm. Özellikle bir konunun altını çizmek isterim. Maalesef son yıllarda bir birimizi eleştireceğiz derken Vatan topraklarımıza göz diken bir düşmandan daha çok toplum olarak bir birimizi kırmakta olduğumuzu üzüntüyle görüyorum. İnanıyorum ki şu satırları okurken o büyük destanları yaratan, bize bu topraklar üzerinde yaşama imkanını sağlayan Yüce Türk milletinin kumandanlarına, askerlerine, şehitlerine ve gazilerine karşı bu yönümüzle yurttaşlık görevlerimizi tam olarak yerine getiremediğimizi düşünüyorum.

18 Mart Çanakkale Şehitlerimizi anma günü nedeniyle bu aziz vatan toprakları için can veren tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet ve şükranla anarken aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Ve bu gün o tarihlerde yaşananlardan küçük bir pencereyi açmak adına ‘Yaşayan Çanakkale’li Muharipler’ kitabından Halil Koç’a ait bir anıyı sizlerle bir kez daha paylaşmak istiyorum.

Halil Koç’un anılarını en küçük bir değişime uğratmadan kitaptaki haliyle aynen yayımlıyorum. – 1309 (1893) da doğdum. 88 Yaşındayım. Balkan’ı gördüm.Arıburnu’nu, Muş cephesinde Rus’u, Halep taraflarını da gördüm. Önce Ecaabattaydık. Kabatepe’ye keşif koluna gittik. Kabatepe’ye İngiliz gemileri geldiler. Şamandıra bıraktılar. Bizimkiler kayalıklara şamandıraları topladılar. Bir hafta sonra İngilizler tekrar geldiler.
Ben nöbet yerindeydim sabaha karşıydı. İmroz’un her yanı ateşler içinde kaldı. Haber verdim nöbetçi onbaşısına. Çavuşlar, subaylar hepsi geldiler. İngilizler şamandıraları bıraktıkları yerlere asker çıkarmaya başladılar. Mavnalara dolduruyorlar askerleri. Karaya çıkartıyorlar. Harp gemileri de denizde. Arıburnu taraflarına çıkıyorlar. Bizim 4. bölük Arıburnundaydı. Çiğnemiş gavur onları. Biz Kabatepe’deyiz, bakıyoruz. Bizim toplarımız vardı yanımızda, dört tane. Toplar ateş ediyordu. Gavurun mavnaları karaya çıkarken ortadan bölübölüverirken gördüm. Dik yarlar var. Böyle bir yarın kenarından görüyorum. 2-3 gün durduk orada. Aldılar bizi de. Saat 9’da hücum yaptırdılar Kanlı Sırta. Kanlı Sırt’a bir varmıştık ki ortalık hasır gibi insan ölüsü.
Onların aralarından sürünerek aştık öteki yüze. Gavurun süngüleri gözüküyor istikamlarında. Orada ateş ederken yanımdaki bütün arkadaşlar şehit oldular. Bir ben kaldım. Bende vurulurum burada diye düşündüm hep. Kafama küttek bir taş vurdu. Yüzbaşım geldi. ‘Gidebileceksen git’ dedi. Bıraktım tüfeğimi. Elden ele beni geçirdiler. Gittim. Benim başıma taş değil de şarapnel parçası gelmiş. Batmış kalmış. Biga’ya Demetoka hastanesine gönderdiler..Orada çıkardılar şarapnel parçasını. 60 Sene oluyor şarapnel parçasını çıkaralı. Demetoka’da bir ay kaldım. Tekrar geldik Arıburnuna. Giriverdik cepheye.8 Ay kaldık. 8 Ay istikamlarda durduk. İngilizler tünel kazdılar. Lağım ateşlediler. Dünyanın toprağını üstümüze kaldırdılar. Hiçbir şey olmadı genede.

Çok hücum yaptık. İstikamdan çıkarıyorlar dışarı. Hadi bakalım hücum. Süngü hücumu. Süngüleri takıyorum. İstikamdan çıkıyoruz. Gavurun istikamı 20 adım. Onların istikamlarına varmadan gavur öldürüyor seni. Nereye gideceksin. Enver paşa hücum yaptırıyor zorla. Enver paşayı gördüm, oralara gelmişti. Harbiye Nazırı idi. Arıburnu’nda Şefik bey alay kumandanımızdı bizim. Gavur asker çıkarırken 9. fırka kumandanı emir veremedi. Şefik bey kendi emriyle koydu bizi muharebeye. Şefik bey başımızda 9 ay durdu. Bir de mülazım Kemal bey vardı, şehit olmuştu. Ben piyade idim. 27.Alay, 2. tabur, 2. bölük, 2. takımın9. mangasındaydım. Elimde Alman mavzeri vardı. Gavur sonra Anafarta’ya asker çıkardı.
Biz gitmedik Anafarta’ya. Düşman ordan da hücum etti. Geçemediler. 9 Ay durduk. Geçirmedik kafiri Çanakkale’den Bir gece keşif koluna gönderdiler bizi, iki kişiyiz. Gebeçınar köyünden Mehmet dayı vardı yanımda. Zifir gibi karanlık bir gece. Vardık gavurun siperine. Dinledik. Gavurlar ‘mınır mınır’konuşuyorlar. Geri döndük. Geri dönerken bir gavur ölüsünün üzerine bastık. Matrası filan tandur tungur etti. Gürültü oldu. Gavurla siperlerden başladılar ateş etmeye. Kaçamadık. Birer top mermisi çukuru bulup sindik içlerine. Dört saat sonra ateş yatıştı da çıkabildik dışarıya. 27.Alayın mevzilerini bulamadık. 72. Alayın mevzilerine düşmüşüz. O gece 27 alayda parola ‘Kasatura’ idi. Gavur o gece sabaha karşı kaçıp gitmiş. Dört gün daha durduk orda. Aldılar bizi Kırklareli’ne getirdiler. Kırklareli’nde bize iki günlük peksimetle 250’şer mermi verdiler. Arkamızda 38 hokka yük çıktık Hıdrellezde yola. Mart’ın birinde Diyarbakır’a vardık. HEP YAYAN. Diyarbakır’da yeni birlikler teşkil ettiler. Ben 24.Alayın 3. bölüğüne düştüm.
Alay kumandanımız Süleyman bey adında biriydi. Muş cephesine vardık. Mevzilere girdik. Karşımızda Ruslar var. Bize hücum ettiler, bozdular. Sonra biz onlara hücum ettik. Rus’tan iki tane top ele geçirdik. Onlar hayvanlarını süngüleye süngüleye Muş’a çekildiler. Ruslar geri çekilmeye devam ediyorlar. Fakat geriye bir takım asker bırakmışlar. Bu takım bizlere hücumlar yapıyor, oyalıyor bizleri. Biz de arkadan kovalıyoruz. Derken Ruslar asıl kuvvetleriyle tekrar hücuma geçtiler. Biz bozulduk. Üç gün geriye çekildik. Batıya. Billurdere’ye geldik. 15 Gün sonra biz Ruslara hücum yaptık. Ruslar geriye çekildiler. O sırada Ruslar içlerinden bozulmuşlar. Muş’a kadar Rus’ların ardından gittik. Muş’ta durduk. Ben Muş’ta piyadeden gönüllü olarak makinalı tüfeğe geçtim. Orada bir kış geçirdik. Geçirdik ama nasıl ?… Bir açlık…Bir açlık … O kadar işte.
Ayaklarımızdaki çarıkların derilerini yiyiyoruz. At mat eti de çok yedik. Ölümü, canlı mı sorma gari… Ben makinalıya gettim dedim ya..Hayvanların yeminden alıp kavuruyoruz. Yok ki başka bir şey…Ne yiyeceksin.. Bizim bir küçük zabit vardı Zeki efendi Aç kalmış. Herkes aç. Bana dedi ki; ‘bana da kavuruver de ben de yiyeyim’. Kavuruverdim. Hayvanların yeminden. O da yedi. Sani Mülazim’di. Benim makinalı tüfek kızaklı makinalıydı. Alaman malı. Makinalı’da iken savaş olmadı. 17.Alaya teslim ettik Şam’a giderken makinalıyı. İngiliz hücum etmiş Şam taraflarında. Yüzbaşımız Cemil bey telgraf çekti. ‘Geliyoruz’diye. Halep’e kadar yürüdük. Halep’te yüzbaşımız Cemil Bey’in yanında 8 ay durdum. Biz bozulunca Arabistan’ da İngilizler her yeri teslim aldılar. Terk’i silah oldu. Bizde Adana’ya geldik. Sonra Konya’ya geldik. Ben Alaşehir’den tezkeremi alıp köyüme geldim. Halep’te iken iaşe zabiti Remzi efendinin verdiği atlara baktım. Ötede beride otlatırdım atları. 3 ay da hastanede yattım. Sürgün olmuşum. Bir türlü sürgünüm kesilmedi. Yunan çıktığında İzmir’e biz köydeydik. Anadolu’ya Kuvayı Milliyeye gidemedik. İngilizler köyümüze avlanmaya gelirlerdi. Çanakkale’deki İngilizler.
Bazı da İngiliz süvarileri köyden geçip giderlerdi. Çan’ın Bahadırlı Köyünde İngilizlerin karakolu vardı. Süvariler oraya giderlerdi. İngilizlerin bir zararını görmedik biz. Çanakkale’ye tel örgüden girip çıkardık biz. Atatürk’ü görmedim. Yanlız Şerbetli köyünden Adem vardı. O, Atatürk’ün yanında durmuş, borazanmış. Anlatırdı. ‘Grup kumandanımızdı diye’. Arıburnu’na babamda geldi benim yanıma. Beni dolaşmaya gelmişti. O da aynalı tüfekle ateş etmişti düşmana. Aynalı tüfek dediğim aynı elimizdeki tüfeklerden de, önü arkalı iki tane aynısı var. Aynalardan bakıyoruz düşmana doğru.
Babam helva, yoğurt, yumurta getirmişti. Daha başka arkadaşlarında babaları gelirdi… Tabii yakın yerdekiler. Buradakiler. Babam:’Bunlarda, bu evlatlarda umut yok. Bunlar burada kalırlar’ derdi. Ateşin içinde nasıl umut olsun? 8 Ay boyunca, 24 saat ateş altında. 24 saat geride istikamda dururduk. İstikamın içine kaç defa bomba düşmüştü. Böyle çok arkadaşımız şehit oldu gitti. Sigara paketleri atarlardı gavurlar bizim istikamlarımıza. Birinde İngilizler kavurma kutusuna barut ve fişek doldurup fitilini ateşleyip bizim istikama attılar. Fısır fısır yanıyor kutu istikamın içinde. Biz kaçayım derken dirsek siperini yıktık, 7 kişi bu yıkıntının altında kaldık. Kutunun lehimleri eriyince açılıverdi. Deste deste fişekler yayılakaldı orta yerde. Kimseye bir şey olmamıştı. Masal gibi hep bunlar.. İstanbul’dan Muş’a, Muş’tn Halep’e hep yayan gittik.
Potinlerimizin altı tahta idi. Takunya gibi. Tahtalar dağılaverdi de potinlerle çıplak ayak yürüdük… Sonra sığır çarığı dağıttılar. Çarıklarda çıkıçıkıverdiler ayaklarımızdan. ÇOK ÇİLE ÇEKTİK ÇOOK. Sultan Reşat’da gördüm. Ak sakallı bir ihtiyardı. Edine muhasaradaydı. Babam 100 Osmanlı lirası bedel verdi de ben köye döndüm. Babamın ödediği bedelle teskere alıp köye döndükten 7 ay sonra seferberlik açıldı. Bizi tekrar askere aldılar.Arıburnu’na gittim İngiliz bir sene sonra yaza karşı asker çıkardı.18 Mart’ta Arıburnundaydım. Top seslerini oradan duydum. Askere gitmeden evlendim. Nine sağ. Esma adı. İki kızım, bir oğlum olmuştu. Kızlardan biri öldü. Altı torunum var şimdi. Sağlığım iyi. Bir şikayetim yok. MAAŞ FİLAN ALMIYORUM. MADALYAM YOK.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ