Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

‘16. DEVLETİMİZİ KURARKEN YIKTIĞIMIZ 15’İ HİÇ KONUŞMUYORUZ’

, kategorisinde, 14 Nis 2013 - 20:44 tarihinde yayınlandı

erhan gocmen (2)Gece tv. ekranlarını dolaşırken bir kanalda konuşan öğretim görevlisi hocamızın yukarıdaki başlık üzerine konuşma yaptığına tanık oldum.
Gerçekten bu güne kadar hiç düşünmemiştim ama sayın hocamın 16. devleti kurmaktan dolayı övünürken neden geride kalan 15 devletimizi nasıl yıktığımızı hiç konuşmuyoruz tarzındaki eleştirisini de doğru bulduğumu söylemeliyim. Ve hocamız ardından da neden bir çok millet var oluşundan bu güne hep tek çatı altındaki yaşamını devam ettirme becerisini gösterirken bizler neden hep bölünme ve ardında da yıkılmayı yaşıyoruz ? Ve ilave ediyor sayın hocamız, dikkat ediniz diyor, bu yıkılmalar da hiçbir zaman büyük savaşların sonunda gerçekleşen istilalar nedeniyle olmayıp tamamına yakınının iç kavgalar sonucunda olduğudur.
Bakınız bu günde toplum olarak aynı şeyleri konuşur olduk adeta. Ortalık vatan hainlerinden geçilmiyor. Hepimiz kafamızdaki farklı değerlendirmelere göre vatan hainleri yaratmakla geçiriyoruz günlerimizi. Neden acaba? Bence geçmişten ders almayı maalesef beceremiyoruz gibi bir durum var ortada. Bırakalım iyi kötü dersler alıp bunları ortaya koyabilmeyi daha da kötüsü de var. O eski tarihlerde yaşanan istem dışı kötü diyebileceğimiz örnekleri o günkü koşulları adeta yok sayarak bu günün anlayış ve ortamlarına göre değerlendirme yaparak tarihimizin devamlı yıpratılması yoluna gidilmesini anlayabilmek gerçekten zor bir durum..
Allah aşkına, bu gün şu barış süreci ile ilgili olarak son günlerde ortaya konulan tavır ve düşüncelere bakarmısınız lütfen. Hiç acımadan, hiç çekinmeden 40 Yıllık yazarlarımızı, 40 yıllık sanatçılarımızı, fikir adamlarımızı nasıl yargılıyoruz, bir de bu açıdan bakabiliyor muyuz acaba? Dahası sanatçılar kolay mı yetişiyor? Aydınlar kolay mı yetişiyor? Bilim adamlarımız kolay mı yetişiyor? Unutmayalım ki sanaçılar, yazarlar, bilim adamları olarak baktığımızda onların çağdaş bir toplumun yaratılmasında en güçlü yönlendirici örnek konumdaki aktörler arasında olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu konuda daha dikkatli olabileceğimiz bir süreci yaşıyoruz diyorum. Daha da önemlisini söyleyelim, barış süreci başarısız da olabilir, % 100 olacak diye de bir kayıt da yok açıkçası, o zaman sahip olduğumuz değerlerimizin küstürülmesi konusunda neler düşüneceğiz acaba?
Hele hele şu sosyal paylaşım sitelerinde ve hatta internet sayfalarındaki yorumlara baktığımızda inanılmaz bir küfür ve aşağılama hırsı var. Adeta çıldırmış bir toplum görüntüsü çiziyoruz gibi bir durum söz konusu. En kötü sözleri, en kötü fotoğraf örneklerini bularak servis etmekle nasıl bir toplumsal birliktelik yaratılabilir bence bu büyük bir soru işareti.
Bu bağlamda toplum olarak biran önce sağduyuya yanaşıp, özellikle kullanmakta olduğumuz ortak paylaşım alanlarımızın biran önce kişisel hırs ve intikamların giderilmesinde bir tatmin etme yeri veya bir tatmin etme aracı olarak kullanılmasının önüne geçilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu yazım bu gün bazı kişilerin hoşuna gitmemiş olabilir, bunu görebiliyorum ama zaman içinde genişleyerek yaygınlaştığında işte o zaman ben bizleri büyük bir tehlikenin saracağını, elma örneğinde olduğu gibi içte içe kemirilebileceğimizi görebiliyorum.
Sonuç olarak başa dönersek eğer değerli hocamızın da ifade ettiği gibi sanırım o yıkılan 15 Türk devletinin halkı da bizim bir çoğumuzun bu gün düşündüğü gibi hiç yıkılmayacaklarını düşündükleri için iç kavgalarını sürdürerek maalesef yakılmaktan kutulamadıklarını görüyoruz.
Unutmayalım ki uluslar için barış içinde yaşamak kadar yeri geldiğinde savaşlarda gereklidir.Yine unutmayalım ki savaşlar, insanlık için her zaman çok kötü sonuçları yaratmış yaşamsal gerçeklerdir.. Ama bunun içinde savaş daima en son seçeneklerden birisi olmalıdır. Bundan dolayı bende güçlü bir TÜRK DEVLETİNİN ilelebet tarihteki yerini muhafaza etmesi için sonuna kadar barış isteminden asla vazgeçmeden barış sürecine devam edilmeli diyorum.

.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz